wall | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | i., f. duvar; çoğ. kale bedeni; sur; f. etrafına duvar çekmek. wall creeper duvar tırmaşık kuşu, zool. Tichodroma muraria. wall pepper damkoruğu, bot. Sedum acre. wall plate duvar latası; mak. bağlantı levhası. wall plug elek. duvar prizi. wall sided den yanları duvar gibi dik. Wall Street New York hisse senedi piyasasının merkezi olan sokak. wall tent yanları dik çadır. the Wall Doğu ve Batı Berlin'i ayıran duvar. The walls have ears. Yerin kulağı var. drive veya push to the wall duvara kıstırmak, sıkıştırmak. go to the wall iflâs etmek. hit one's head against a stone wall başı belaya girmek, çıkmaza girmek. |