stretch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | f., i., s. uzatmak; sermek, germek, yaymak; çekip uzatmak; abartmak mübalağa etmek, büyütmek; yere sermek; gerinmek; gerilmek, yayılmak serilmek; açılmak; uzamak; i. germe geriliş; gerginlik; geniş yer; sıra ile uzanan şey; uzam; aralıksız süre; dönemeçli koşu yolunun düz kısmı; (argo) hapis süresi; s. gerilebilen. stretch the truth gerçeği abartmak. a stretch of open country geniş düz arazi. by a stretch of imagination hayal kuvvetini kullanarak. home stretch koşu yolunun son düz kısmı. ten hours at a stretch on saat hiç durmadan. stretch'y s. gerilir, uzar, esnek elastiki. |
Stretch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | Çekme, Uzatma |
stretch | BelirtilmemiÅŸ | BelirtilmemiÅŸ | alan, saha |