punch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | i. punç, meşrubat. punch bowl içinde punç yapılan büyük kap. punch glass punç kadehi. |
punch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | i. İngiliz kukla oyununda karısı ile daima kavga eden Karagöz'e benzer bodur ve kambur adam. Punch and Judy show İngiltere'de bir nevi kukla oyunu. pleased as Punch çok memnun. |
punch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | f., i. yumruklamak, muşta ile vurmak; i. yumruk, muşta; (argo) kuvvet, enerji. punching bag boksörlerin antrenman yapması için şişirilmiş torba. punch line bir hikâyenin son ve en mühim cümlesi. |
punch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | i., f. zımba, delgi, matkap, ıstampa; f. zımbalamak, ıstampa ile basmak; biz ile delmek. center punch delik açılacak yerleri işaret eden zımba. |
Punch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | Zimba, Delgi |
Punch | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | (Bkz. Queen-cell punch) Zımba, petekteki bir gözün ana arı gözü olarak kullanılmak üzere çıkarılmasını sağlayan zımba. |