like | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | edat, s., i. gibi, benzer; s. birbirine benzer; eşit; i. benzeri. It looks like rain. Yağmur yağacağa benziyor I feel like resting. Canım dinlenmek istiyor. I've never seen the like of it k.dili I never saw the likes of it. Benzerini hiç görmedim. Like father like son. Tıpkı babasına benzer. like mad çılgınca, çılgın gibi. |
like | BelirtilmemiÅŸ | BelirtilmemiÅŸ | f. hoÅŸlanmak, sevmek, hazzetmek. likes and dislikes (bir kimsenin) sevdiÄŸi ve beÄŸenmediÄŸi ÅŸeyler. |
like | Belirtilmemiş | Belirtilmemiş | sonek -ımsı, gibi, benzer: lifelike, workmanlike. |