Toplam Kelime:1,168,017

Sozlukcell

Kaç Kişi Online:195 uzun metraj

 

Online Kullanıcılar:

mascix ,

 

Son Eklenenler:

wiretapper, business manner , employment opportunity , slowdown in business , business boom , business contraction , the work is about done, placement bureau, job hunter, meeting day, meeting minutes , premeeting preparations , conference committee , come home, bitter end, Society for the Protection of Children, kidvid, prophetess, grass widow , misogynist

Dost Siteler

Sitenizin linkinin bu alanda yayımlanmasını istiyorsanız, Sozlukcell.com linkini sitenizdeki dost siteler alanında yayımlayarak link değişimi ile sitenizin ziyaretçi kapasitesini hızla arttırabilirsiniz. Link değişimi için lütfen bizimle irtibata geçin.

Anlamını öğrenmek istediğiniz sözcüğü aşağıdaki arama kutusuna yazarak "ARA" butonuna basınız.



Kelime Öner
Resim Öner

İngilizce:

flat(f). (ted, ting) yassılamak, düzeltmek; tadını kaçırmak, neşesini bozmak; yassılmak, düşmek; neşesiz olmak; (müz). yarım ton indirmek; belirli perdeden aşagı söylemek veya çalmak.
flat(s). (ter, test) (z). düz, müstevi, yassı: yüzüstü, sırtüstü; yıkık, harap; kati, kesin; mat, donuk, tatsız, yavan; durgun (ticaret); (müz). bemol; (z). açıkça; doğrudan doğruya; tam; (müz). asıl notadan daha aşağı ve yanlış olarak. flat against the wall duvara yapışık. flatboat, flatbottom (i)., (den). düz karinalı gemi. flat broke (h).dili meteliğe kurşun atar durumda, beş parasız. flatcar (i)., (A.B.D). açık yük vagonu. flat denial kesin bir şekilde ret, kati surette inkâr. flatfish (i). kalkan gibi yan yüzen balık. flatfooted (s). düztaban; (A.B.D)., (h).dili azimli. flathead (s)., (i). yassı kafalı; (i)., (b.h). Amerika'da eski bir yerli kabilenin ferdi. flatiron (i). ütü. flat race düz yerde yarış. flat rate tek fiyat. flat tire patlamış lastik. flattop (i)., (A.B.D). uçak gemisi. flatwork (i). masa örtüsü gibi kolay ütülenir düz parçalar. fall flat büyük bir başarısızlığa uğramak. I'll tell you flat. Sana asıkça söyleyeceğim. The market is flat. Piyasa durgun. in ten seconds flat tam on saniyede. That's flat. Açık ve kesindir. Şüphe götürmez. flatly (z). açıkca, peşin olarak. flatness (i). düzlük, yassılık; tatsızlık, yavanlık.
flat(i). apartman dairesi.
flat(i). düz ve basık arazi; sığlık, kumsal; geniş ve düz olan şey, demiryolu arabası; düz sal; kılıcın yassı yüzü; kenarları alçak tepsi; madenin yassı damarı; tiyatro sahne dekoru için kullanılan kumaş gerili çerçeve; (müz). bemol.
flatbemolleşme
flatbemolleşmiş
flatyayvan

Türkçe :


 

 

dictionary

ingilizce sözlük

turkish english dictionary

online dictionary

Sozlukcell.Com | Türkiye'nin Sözlükcell Boyutu | flat