05/12/2008
Toplam Kelime:178,408

Sozlukcell



Dost Siteler

Sitenizin linkinin bu alanda yayimlanmasini istiyorsaniz, Sozlukcell.com linkini sitenizdeki dost siteler alaninda yayimlayarak link degisimi ile sitenizin ziyaretci kapasitesini hizla arttirabilirsiniz. Link degisimi icin lütfen bizimle irtibata gecin.

Kadromuz

Sitene Ekle

İstatistikler


uzun metraj

 

Online Kullanıcılar:

jaleulutaş , opakdil ,

 

Son Eklenen İngilizce:

long face , pot, chimney pot , chamber pot , pot shot , pot roast , pot liquor , pot cheese, have the last word, blunderer, as long as I live, as so long as, so long as, as long as, life line, station in life, life pattern, way of life, life style, at full length ,

Son Eklenen Türkçe:

asık surat, yaşam tarzı, çukura düşürmek, baca başlığı, lazımlık, rasgele vuruş, ağır ateşte pişmiş et, yemek suyu, süzme peynir, pot kıran, pot, rastgele ateş edip öldürmek, sosyal statü, sosyal mevki, sosyal durum, hayat tarzı, yaşam biçimi, her çareye başvurmak, hayatının baharında, hayatın en güzel devresi,

Son Eklenen Resimler:

valve bag, mosh, Moshing, bait well, hull, outboard, boottop, accent stripe, Rust Eater, Teak Restorer, roller frame, paint tray, roller cover, extension handle, Tack Rag, hand masker, sanding dust, Shoe Cover, filter retainer, blade holder,

Anlamını öğrenmek istediğiniz sözcüğü aşağıdaki arama kutusuna yazarak "ARA" butonuna basınız.



Kelime Öner
Resim Öner

Aradığımı bulamadım daha detaylı arar mısın?

İngilizce:

wait

BelirtilmemişBelirtilmemişf. beklemek; hazır olmak; bekletilmek, durmak; k.dili. ertelemek, bekletmek. wait for beklemek. wait on hizmetçilik yapmak, servis yapmak; ziyaretine gitmek; bağlı olmak; leh. beklemek. wait on one hand and foot birinin etrafmda dört dönmek. wait at table servis yapmak. wait up for one birini beklemek için yatmamak. wait tables garsonluk yapmak. Wait a minute! Bir dakika! in waiting refakat eden, nedimelik yapan. keep one waiting birini bekletmek. waiting list bekleyenler listesi, yedek liste. waiting room bekleme odası. Don't wait supper for me. Yemek için benim gelmemi bekleme. Wait your turn Sıranı bekle. Everything comes to him who waits. Sabreden derviş muradına ermiş.

wait

BelirtilmemişBelirtilmemişi. bekleme, bekleme süresi; gecikme; ara; pusu; İng. Noel'de sokaklarda çalıp söyleyen müzisyen grubu üyesi. lie in wait pusuya yatmak.

Türkçe :


Resimler :