Toplam Kelime:1,168,052
-
- Son Arananlar :
knacker,
stick,
yayılımcı,
gir,
foots,
sophomore,
İğnesiz arı. ,
lawbook,
saklanmak,
kurum,
karma,
Florimetri,
Yıkama için steril su ,
sedge,
apian,
to cut off negotiations,
raisin,
waterhyssop,
Great American Smokeout,
mil,
kisve,
woolmark,
ders içerikleri,
HAVA PERSPEKTIFI,
dead language,
have run,
rca,
bayberry,
seriema,
dogfight,
terra,
ARTER,
hidiv,
streskop,
demos,
muzaffer,
s , -es,
God almighty,
stop lambasi,
gaip,
streak,
low water,
- Son Aradıklarım :
- En Çok Arananlar :
- Reklam
- Faydalı Siteler
- Sıkça Sorulan Sorular
- İletişim
- Kontör Yükle
RSS
-
Giriş
- Sağlayıcı Ekle
Sozlukcell
Kaç Kişi Online:606
Kullanıcı Adedi:558
Online Kullanıcılar:
Son Eklenenler:
orange goods ,
goods on approval ,
have run,
protected rate ,
wait a wee ,
kısa süre beklemek ,
overstayer,
fixed income ,
parachronism ,
at the fixed time ,
time element ,
have a rough time,
spin away ,
entertaining pursuit ,
grant time ,
amount of time required ,
bum around ,
horology ,
exceed a time limit ,
time recorder
Dost Siteler
Sitenizin linkinin bu alanda yayımlanmasını istiyorsanız, Sozlukcell.com linkini
sitenizdeki dost siteler alanında yayımlayarak link değişimi ile sitenizin ziyaretçi
kapasitesini hızla arttırabilirsiniz. Link değişimi için lütfen bizimle irtibata
geçin.
Anlamını öğrenmek istediğiniz sözcüğü aşağıdaki arama kutusuna yazarak "ARA"
butonuna basınız.
İngilizce:
| stick | i. tahta parçası, değnek, baston, çubuk sopa, ağaç, sırık, tahta; matb. tertip cetveli, kumpas; (argo) içeceğe katılan alkollü içki; k.dili. gemi direği; orkestra şefinin değneği; ask. zincirleme atılan bombalar; hav. manevra kolu, idare kolu. the sticks kereste elde edilen orman; k.dili. taşra get on the stick işe başlamak, işe koyulmak. hold a stick to karşılaştırmaya değmek. walking stick baston wrong end, short end veya dirty end of the stick işin kötü tarafı. |
| stick | f. (stuck) saplamak; delmek; koymak; sokmak; çakmak; saplanıp kalmak, hareket edememek, kopmamak; yapıştırmak, yapışmak; bıçaklamak, hançerlemek; batmak (iğne, diken); k.dili. şaşırtmak; (argo) aldatmak;( argo) mesuliyet yüklemek; matb. harfleri dizmek; sadık kalmak. stick around civarında dolaşmak, peşinden ayrılmamak; oyalanmak. stick at sakınmak; itirazda bulunmak; çekinmek; direnmek. stick to yapışmak. stick by sadık kalmak; civarında kalmak. Sticken up ! Eller yukarı ! stick in one's craw hazmedilmesi zor olmak (söz veya durum). stick it out dayanmak, sonuna kadar kahrını çekmek. stick one's neck out tehlikeyi göze almak. stick out dışarı çıkarmak, dışarı çıkmak; aşikâr olmak. stick together birbirine yapışmak; dayanışmak, birbirine destek olmak. stick to one's fingers (para) deve yapmak. stick to one's guns direnmek. stick to one's knitting kendi işine bağlı kalmak. stick to one's ribs doyurmak. stick up (argo) yolunu kesmek, tabanca ile soymak. stick up for k.dili. tarafını tutmak. stick with it dayanmak, sonuna kadar sebat etmek. sticking plaster plaster .sticking point takıntılı yer. |
| Stick | Çubuk |
| stick | (Bilardo) uzatma |
| stick | (Bilardo) Bilardo oynanan masanın boyutları sebebiyle bazı atışlarda uygun pozisyon alamadığımız durumlarda köprü kurduğumuz elimiz yerine kullanılan araçtır |
Türkçe :